|
|
| |
23.09.2009 - |
 |
Tarihte ilk para Anadolu’da M.Ö 547’de Lidya’lıların başkenti Sart’taki Sart Çayı’ndan elde edilen altınlardan bu bölgede kurulan altın rafinerisinde basıldı.
Atatürk 1933 tarihindeTürkiye’de Altın ve Petrol Arama ve İşletme İdaresi Başkanlıklarını kurdu.
Dünyada kişi başına en çok altın satın alınan ülkesi Türkiye’dir.
Türkiye yılda ortalama 222 ton altın ithal edip karşılığında her yıl yutrdışına 7 milyar dolar para ödemektedir. Bu nedenle bazı çevreler Türkiye’nin sahip olduğu altın potansiyelini araştırıp, üretilmesine yönelik faaliyetleri engelleme gayreti içindedir. Bu çevreler istiyorlarki Türkiye üretmesin her yıl 7 milyar dolar ödeyerek yurtdışından altın ithal etmeye devam etsin.
Türkiye hem 6500 ton altın potansiyeline, hem çok güçlü kuyumculuk ve mücevherat sektörüne, hem altın rafinerilerine ve altın borsasına sahip dünyada ender ülkelerden biri konumundadır.
2008 yılı’nda toplam 560 bin kurumlar vergisi mükellefinden en çok vergi ödeyen ilk 100 mükellef sıralamasında Uşak Kışladağ Altın Madeni’ni işleten Tüprag Metal Madencilik şirketi 84 cü, Bergama Altın Madeni’ni işleten Koza Altın İşletmeleri ise 88 nci sırada yer almıştır.
Altın Madencileri Derneği çevre ve insan sağlığını korumanın yasalarla belirlenmiş gereklerini yerine getirmeksizin madencilik yapılmasını topluma ve ortak geleceğimize karşı bir saygısızlık olarak kabul etmektedir.
İnsan sağlığını ve çevre değerlerini koruyarak yeraltındaki altın madenlerini araştırıp bulmaya ve üretmeye devam edeceğiz.
Üretmeyen hiç bir toplum ayakta kalamaz.
ALTIN MADENCİLERİ DERNEĞİ
|
| |
03.04.2008 - |
 |
Koza Altın İşletmeleri tarafından işletilmekte olan ve Havran/Büyükdere sınırları dahilinde bulunan maden sahası hiçbir Milli Park Alanı içerisinde olmadığı gibi 17.04.1993 tarih ve 21555 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 93/4243 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Milli Park kabul edilerek koruma altına alınan “Kaz Dağları Milli Park” alanı içerisinde de bulunmamaktadır.
Koza Altın İşletmeleri A.Ş.’nin işletmekte olduğu Balıkesir, Havran/Büyüküdere sınırları içerisinde bulunan maden sahasının Kaz Dağları Milli Park alanı içerisinde olduğu bu nedenle Danıştay tarafından Bursa 3. İdare Mahkemesinin maden arama ve işletme ruhsatlarına karşı açılan davanın reddine dair verilen kararın bozulduğu belirtilmiş ise de;
Bursa 3. İdare Mahkemesi tarafından verilen davanın reddine dair karar Danıştay 8. Daire tarafından Eksik İnceleme ve Usulü Eksiklikler gerekçesiyle bozulmuş olup bu bozma kararı esasa yönelik bir bozma karar değildir. Bu nedenle belirtilen bozma kararı şirketin işletmekte olduğu Havran/Büyükdere sınırlarında bulunan madenin faaliyetlerini olumsuz etkilemeyeceği gibi faaliyetlerin durmasına da neden olacak bir etkisi bulunmamaktadır. Madenimizin faaliyetlerinin aksamaksızın devam etmekte olduğu kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından önemle duyurulur.
|
| |
07.03.2008 - |
 |
Ovacık Altın Madeni çalışmalarına esas teşkil eden 1. Sınıf GSM Ruhsatı bileşenlerinden ÇED Raporunun iptali için Alman Vakfı Temsilcisi ve Avukatı Senih Özay tarafından açılan davada İzmir 3. İdare Mahkemesi, Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü’nün olumlu Bilirkişi Raporu’na dayanarak iptal talebini oybirliği ile reddetti.Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün kurumlar gibi Koza Altın İşletmeleri de yargı kararlarına son derece saygılı ve yasaların gereklerini harfiyen yerine getiren bir Türk şirketidir.
|
| |
09 .02.200 - |
 |
Altın madencileri 2007 yılındaki dünyadaki gelişmeleri değerlendirdi.
Dedeman Otelinde toplanan madenciler dünya madenciliğindeki gelişmeleri masaya yatırdı.
200 jeoloji ve maden mühendisinin katıldığı toplantıda konuşan Altın Madencileri Dernek Başkanı M.Ümit AKDUR,
Metal ve enerji fiyatları 2007 yılında artışını sürdürdü.
Hammade fiyatlarındaki artış önümüzdeki yıllarda da devam edecek dedi.
Dünyadaki metal ve enerji fiyatlarının artmasına parelel olarak Türkiye’nin ödediği fatura sürekli büyüyor. Çünkü Türkiye dünyada enerji ve metal ithalatında önemli bir oyuncu durumunda .
2007 yılında Dünyada altın madeni aramalarına toplam 4 milyar 200 milyon dolar risk sermayesi harcandı.
Geçen yıl Türkiye’de altın madeni aramalarına harcanan risk sermayesi ise yaklaşık 50 milyon dolar dır.
Maden bulmak için cebinizde süreki para harcamak zorundasınız. Bir yılda, 5 yılda işletilebilecek büyüklükte bir maden yatağı bulmak mümkün olmamaktadır.
Bu günkü istatistiki verilere göre arama yapılan 100 yerden ancak 1 veya 2 sinde işletilebilecek bir maden yatağı bulunabilmektedir.
Bu nedenle maden aramacılığı dünyada en riskli alanların başında gelmektedir. Çünkü yerkabuğunun her yerinde maden yatağı yok.
Ciddi bir madenciyseniz yılda ortalama 3-5 milyon dolar cebinizden risk sermayesi harcamanız gerekir.
İşte bu nedenle Türkiye’de çok az sermaye sahibi madencilik alanıında maden aramak için risk sermayesi yatırmaktadır. Çünkü 5 yıl sonra 10 yıl sonra ne olacağını bilemediği bir alana para yatırmaktansa, haklı olarak yatırdığı sermayeyi bir kaç yılda geri kazanabileceği riski düşük alanları tercih edilmektedir.
Dünyada başta Kanada’da olmak üzere Amerika, Avusturalya, İngiltere vb ülkelerde madencilik alanındaki arama çalışmalarındaki risk sermayesini karşılamak için kurulmuş sermaye borsaları bulunmaktadır.
Oysa ülkemizdeki maden arama faaliyetlerini geliştirebilmek için dünyadaki sermaye borsalarından kaynak sağlayabiliriz.Bunu gerçekleştirmenin yolu ise; ülkede ekonomik istikrarlılığı sürdürmek, madencilikte arama ve yatırım ortamını dünya standartlarına getirmekten geçmektedir.
Türkiye ülkeye sıcak para girişini azaltmak zorundadır. Sıcak para girişi yerine dünyada her yıl harcanan ve yaklaşık 1,2 trilyon dolar seviyesindeki doğrudan yatırım pastasından aldığımız payı artırmaya çalışmalıyız.
Çünkü ülkemizde en önemli konuların başında işsizlik gelmektedir.
İşsizliğe çözüm bulabilmemiz için çok fazla yatırım sermayesine ve üretime ihtiyacımız var.
Örneğin üniversitelerimizin maden, jeoloji ve jeofizik bölümlerine her yıl 3 binden fazla yeni öğrenci alınmaktadır.
Peki ülkemizde bu öğrenciler mezun olduktan sonra nerede iş bulacaklar?
Türkiye her şeyi dışarıdan almayı sürdüremez. Sürdürmesi halinde artan hammadde fiyatlarına parelel olarak çok ağır bir fatura ödemek zorunda kalacağız.
Petrolü dışarıdan alıyoruz
Doğalgazı dışarıdan alıyoruz
Altını dışarıdan alıyoruz
Kömürü dışarıdan alıyoruz
Demiri dışarıdan alıyoruz
Alüminyumu dışarıdan alıyoruz
Bakırı dışarıdan alıyoruz
Kurşunu dışarıdan alıyoruz
Çinkoyu dışarıdan alıyoruz
Fosfatı dışarıdan alıyoruz
Ve bütün bu hammadde alımları için yılda 50 milyar dolardan fazla para ödüyoruz.
Ne yazık ki ülkemizde madencilik faaliyetlerini geliştireceğimiz yerde yasaklanmasına çalışanların peşine düşüyoruz.
Oysa öncelikle yapılması gereken şey ülkemizde maden aramacılığını teşvik etmek ve maden aramalarına harcanan risk sermayesini yılda en az 300 milyon dolar seviyesine çıkarmayı başarmalıyız. Çünkü maden bulunmadan madencilik yapılamaz.
Dünyada geçtiğimiz yıl metal madenciliğinde aramalar için 10 milyar dolar risk sermayesi harcandı. 31 milyar dolarlık yeni tesis kurma ve geliştirme yatırımı yapıldı. Ülkemizde ise tüm maden aramalarına harcanan para yaklaşık 60 milyon dolar, yeni tesis yatırımının ise ne kadar olduğu bilinmiyor.
Dünyada metal fiyatlarının 2003 ten bu yana 3-4 kat arttığı bir ortamda her şeyi dışarıdan almaya devam edersek cari açığımızı kapatamayız.
Türkiye kendi maden potansiyelinin farkında değil.
Öncelikle hangi zenginliklerin üzerinde oturduğumuzu iyi bilmek zorundayız.
Maden ithalatımız sürekli artıyor? Artan hammadde fiyatları sanayimizi zor duruma sokacaktır. Bu nedenle hammadde ihtiyacımızı kendi kaynaklarımızdan sağlamaya ağırlık vermeliyiz.
Saygılarımızla,
M.Ümit AKDUR
Yönetim Kurulu Başkanı
|
| |
12.12.2007 - |
 |
Türkiye’de altın madenciliğine karşı yürütülen eylemleri destekleyenlerin amacı; Türkiye’nin kendi altın madenlerini üretmesini engelleyerek, altının dışarıdan alınmasını sağlamaktır. |
| |
|
 |
|
|
|
|