HABERLER

2012 YILINDA 29,5 TON ALTIN ÜRETİLDİ

Yeraltından servet çıktı Türkiye´de madenlerden 2012 yılında yaklaşık 1,7 milyar dolar değerinde 29,5 ton altın çıkarıldı. Türkiye´de 2001 yılında başlayan altın üretimi, her geçen yıl artıyor. 2001 yılında 1,4 ton ile başlayan altın üretimi, 2006´da 8 ton, 2008´de 11 ton, 2009´da 14,5 ton, 2012 yılında ise 29,5 tona yükseldi. Böylece altın madenciliğinin başladığı 2001 yılından 2012 yılı sonuna kadar Türkiye´de üretilen altın miktarı 136 tonu geçti. Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Akdur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye´de altın madenciliğine son 20 yılda 2 milyar dolar yatırım yapıldığını, bunun 630 milyon dolarının altın madeni aramalarına, 1,4 milyar dolarının ise keşfedilen altın madenlerinin tesis ve işletme yatırımlarına harcandığını söyledi. Türkiye´nin dünya altın ticaretinde önemli bir konuma sahip olduğunu ifade eden Akdur, 1995 yılından 2012 yılına kadar yaklaşık 2 bin 700 ton altın ithal edildiğini ve karşılığında bugünkü rakamlarla 140 milyar dolar ödendiğini dile getirdi. Son 18 yılın ortalamasına göre Türkiye´nin yılda yaklaşık 150 ton altın ithalatı bulunduğuna dikkati çeken Akdur, buna göre altın ithalatına yılda ortalama 8 milyar dolar harcandığını belirtti. Son yıllarda altın madenciliğine yapılan yatırımlar sayesinde altın üretiminin her geçen yıl arttığını anlatan Akdur, 2012 yılında yer altından yaklaşık 1,7 milyar dolar değerinde 29,5 ton altın çıkarıldığını, 2013´te bu rakamın 33 tona ulaşmasını beklediklerini kaydetti. Akdur, Türkiye´de halen 9 altın madeni şirketinin faaliyet gösterdiğini ifade ederek, önümüzdeki 10 yıl içinde Kayseri, Bilecik, Balıkesir, Çanakkale, Konya, Artvin, Sivas, Ağrı, Bursa, Yozgat, Ordu, Malatya ve Erzurum´da açılacak yeni işletmelerle altın madeni sayısının 20´yi geçeceğini tahmin ettiklerini söyledi. Türkiye, AB´de örnek gösteriliyor: Dünya standartlarında yeni bir altın madenini arayıp keşfetmek ve üretime geçirmek için yaklaşık 15 yıl süre gerektiğine işaret eden Akdur, şöyle konuştu: 'Türkiye´deki altın madenciliği çevre ve insan sağlığı açısından sadece madencilik sektörüne değil tüm sanayi sektörüne örnek olabilecek standartlarda olup, Avrupa Birliği tarafından Avrupa ülkelerine örnek gösteriliyor. Avrupa Birliği´nce örnek alınan Türkiye´deki altın işletmelerin, bazı marjinal gruplarca çevre düşmanı olarak gösterilmesinin ardında yatan gerçek, altın ithalatı için Türkiye´nin bugünkü fiyatlarla yılda ortalama 8 milyar dolar para ödemesi yatmaktadır. Bazı çevreler, bu ticaretin kesilmesini istemiyor. Bu nedenle çevre değerleri bazı marjinal gruplar tarafından kasıtlı olarak istismar ediliyor. Sektörde geleceğe dönük risklerin başında fiyatlardaki dalgalanmaların ve yatırım ortamındaki belirsizliklerin geldiğini vurgulayan Akdur, yatırım ortamında izinlerin alınmasında yaşanan belirsizlikler, yatırıma başlandıktan sonra sık sık değişen mevzuatlar ve madenciliği yasaklamaya yönelik girişimlerin 15-20 yıl sonra geri dönüşümü olan altın projelerinin yürütülmesinde sıkıntılara neden olduğunu kaydetti. Akdur, Türkiye´nin önemli bir altın potansiyeline sahip olduğunu belirterek, altın madenciliğinde sağlanan başarının sürdürülebilmesi halinde Türkiye´nin ithal ettiği altını kendi potansiyelinden karşılayabilecek noktaya gelebileceğini sözlerine ekledi. Türkiye´deki altın madenleri: Türkiye´de 1989 yılında keşfedilen Bergama Ovacık Altın Madeni, 2001 yılında üretime geçen ilk altın madeni özelliğini taşıyor. Ardından; 2002´de Manisa Salihli Sart Plaser Altın Madeni, 2006´da Uşak Kışladağ Altın Madeni, 2009´da Gümüşhane Mastra Altın Madeni, 2010´da Erzincan Çöpler Altın Madeni, 2011´de Eskişehir Kaymaz Altın Madeni, İzmir Efemçukuru Altın Madeni ve 2012 yılında da Niğde Tepeköy Altın Madeni ile Gümüşhane´deki çinko cevheri içindeki altınların üretildiği maden faaliyete başladı. Çin altın üretiminde ilk sırada: Bu arada, Çin, 351 ton ile dünya altın üretiminde ilk sırada yer alıyor. Bu ülkeyi 258 tonla Avustralya, 232 tonla ABD izliyor. 2011 yılında dünya altın üretimi 2 bin 800 ton olarak gerçekleşti. 2011 yılı dünya altın talebi ise yaklaşık 4 bin 500 ton olurken, aradaki fark hurda altınlarla karşılandı. MİLLİYET GAZETESİ 22.01.2013

YASTIKALTINDAKİ ALTINLARIN EKONOMİYE KAZANDIRILMASI

Yastıkaltında yüksek miktarda altın olmasına rağmen Türkiye halen, dünya piyasalarından yüksek fiyattan altın alıyor. Bu da cari açığa olumsuz yansıyor

Altın yastıkaltından çıkacak mı?
Halkımızın altına olan ilgisi Osmanlı dönemine dayanıyor. Ülkemizde insanların altınla ilişkisi beşikten mezara kadar sürüyor.
Altın fiyatı ne zaman yükselse, halkın yastıkaltı altınları hep gündeme geliyor. Geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası (MB) Başkanı Erdem Başçı da yastıkaltı altınların ekonomiye kazandırılması için altın bankacılığını destekleyeceklerini belirtti. Yine uzun yıllardan beri halkın tasarruflarını bankaya çekmek için, zaman zaman halka altın sattılar. 1980'li yıllarda bir ara Hisarbank, cumhuriyet altını alım satımı yaptı.
Daha sonra da Hisarbank battı. 1990'lı yıllarda Toprakbank altın işine girdi. Kuyumculara altın kredisi kullandırdı. Sistem oturmadığı için sağlıklı yürümedi.
Türkiye'de altın ithalatının serbestleşmesi ve 26 Temmuz 1995 tarihinde İstanbul Altın Borsası'nın (İAB) kurulmasıyla altın ticareti resmiyet kazandı. İAB üyesi bankalar altın alım satımına yöneldiler. Ayrıca, şubelerinde de bir kilodan az olmamak kaydıyla külçe altını satışa sundular. Halen de söz konusu bankaların altın satışları sürüyor.
2004 yılında Türk Parasını Koruma Kanunu'nun 32 sayılı kararın C bendinde yapılan değişiklikle bankalara altın mevduatı yetkisi verildi. Buna göre bankalar ve katılım bankaları müşterilerine açtığı altın hesabında fizikî veya fon şeklinde altın alım-satımı yapabiliyor. İlk kez bir katılım bankası bu konu üzerine eğilerek müşterilerine fizikî olarak ve banka hesabına kaydederek altın satışı yapmaya başladı.
İAB'nin de ortaklığı olan bir altın rafinerisi şirketiyle de anlaşarak 1 gram ağırlığındaki standart külçe altınları şubelerinde ve para çekme makinelerinde (ATM) altın satışa sunuldu.
Diğer bankalar ilk başta bu konuyla ilgilenmediler.
Son üç yıldır altın fiyatının hızlı yükselişi sırasında, bankalar mevduattaki parayı tutabilmek için oluşturdukları altın fonlarını alıp satmaya başladılar. Henüz emekleme safhasında olan bu konu, gelecek yıllarda Hazine'nin iç borçlanma gereksiniminin azalması ve faizlerin gerilemesiyle birlikte daha da canlanabilir.
Ancak, bankaların altın konusunda eğitimli personel istihdam etmesi gerekiyor.
Kesin olmamakla birlikte halkın 3 ilâ 5 bin ton altın birikimi olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca, Türkiye'nin 2007 yılına kadar yıllık altın ithalatı 200 ton düzeyindeydi. Global finansal kriz sırasında 36 tona gerileyen altın ithalatı, 201 l'de 77 ton oldu. Madenden üretilen altın miktarı 25 tonu buldu. Yastıkaltında yüksek miktarda altın olmasına rağmen Türkiye halen, dünya piyasalarından yüksek fiyattan altın alıyor. Bu da cari açığa olumsuz yansıyor.
Altın bankacılığı daha aktif çalıştırılabilir. Bazı kurallar koyarak bütün il ve ilçelerde, yetkili kuyumcular oluşturulabilir. Vatandaş elinde çeşitli ayardaki kullanmadığı altınları, bankaların yönlendireceği yetkili kuyumcuda 24 ayar külçe altına çevirerek banka hesabına fizikî olarak yatırabilir. Vatandaş, vadeli hesabındaki altınından yıllık bazda altın olarak gelir sağlayabileceği gibi, altınını saklama zorluğu ve tedirginliğinden de kurtulur. Bankalar da, mevduatta topladığı altınlardan belirli oranda MB'ye munzam karşılık olarak yatırır. Böylece MB'nin altın rezervi ve bankaların da mevduat kredibilitesi artar. Dış kredi teminleri de kolaylaşır. Ayrıca, bankalar, mevduatında topladığı 24 ayar altınları kuyumculuk sektörüne kredi olarak kullandırır. Kuyumculuk sektörü bankalardan sağlayacağı söz konusu kaynakla üretimini ve ihracatını artırarak, ülke ekonomisine katkı sağlar.
Ayrıca, istihdam artışıyla işsizliğin azalmasına da katkıda bulunur.
Bu konu halkımıza iyi anlatılabilir, özendirici teşvikler verilir ve güven sağlayabilirse, gelecek yıllarda, yastık altından yüklü miktarda altın, ekonomiye kazandırılabilir.

M. Ali Yıldırımtürk 
11 Şubat 2012

KUYUMCUKENT, YILLAR SONRA MURADINA ERİYOR

      
Dünyada 130 milyar doları bulan ticaret hacmi ile en büyük sektörler arasında yer alan kuyumculuk ve mücevher sektörünün Türkiye'deki öncülerinin birleşerek hayata geçirdiği Kuyumcukent projesi; üretim, toptan satış ve ofis hizmetleri anlamında faaliyete geçmiş bulunuyor.Entegre bir mücevher sanayi ve ticaret merkezi olan Kuyumcukent; üretici, tüketici, toptancı, perakendeci ve ihracatçıyı tek bir çatı altında buluşturuyor.

TÜRKİYE : DÜNYADA KİŞİ BAŞINA EN ÇOK ALTININ TÜKETİLDİĞİ ÜLKE

Türkiye ‘nin 2013 yılı altın ithalatının yaklaşık 300 ton olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
Türkiye'nin Son 18 yıldaki altın ithalatı yaklaşık 2700 tondur.(Yıllık 150 ton) 2700 ton altın ithalatı için ödenen para bugünkü fiyatlarla yaklaşık 140 milyar dolardır. Bir başka ifade ile Türkiye yıllık altın ithalatı için yaklaşık 8 milyar dolar ödemektedir.