İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Başkanı Özcan Halaç, Türkiye'de yastık altında 5 bin ton altın olduğunun tahmin edildiğini ve bunun değerinin 180 milyar dolara yaklaştığını belirterek, "Bu yastık altına giden 180 milyar doların yastık altında olmayıp piyasada olduğunu düşünürsek, bu binlerce yatırım, milyonlarca da istihdam anlamına gelir" dedi.
Halaç, altın fiyatlarındaki yükselişe ilişkin yaptığı açıklamada, altın fiyatının yükselmesinin Türk halkını zenginleştirdiğini, ancak Türk takı sektörüne büyük darbe vurduğunu söyledi. Altının yatırım ve takı olmak üzere iki farklı şekilde satın alındığını anlatan Halaç, son dönemlerde insanlann altını ağırlıklı olarak yatırım amacıyla aldığını kaydetti.
Çeyrek altın fiyatının 100 liraya yaklaştığına dikkati çeken Halaç, çeyreğin içinde 1,60 gram has altın bulunduğunu, fiyat yükselince kendi rafinerilerinde ürettikleri ve 55 liraya satılan 1 gram altına yoğun talep geldiğini ifade etti.
Devletin kurumlarının yastık akındaki altının ekonomiye kazandırılmasına yardımcı olması gerektiğini dile getiren Halaç, "Altının çıkarılması için gerekirse Maliye Bakanlığı teşvik etmeli. Yastık altındaki altını çıkarıp bankadaki hesaba yatırdığınızda 50 bin liraya kadar sigortalanıyor. Yastık altında ise hiçbir sigortası, garantisi yok. Son bir iki sene hariç Türkiye, her sene 6-7 milyar dolar altın ithal ediyordu. Yani 6-7 milyar dolar yurt dışına çıkıyordu. Eğer yastık altındaki altını çıkarırsak, yurtdışına altın satacağız. Bunca senedir aldığımızı artık ihraç edeceğiz. Bunun çabası içindeyiz" şeklinde konuştu.
Fiyatların yükselmesi ve yükseleceği beklentisinin insanlara altın sattırmadığının altını çizen Halaç, insanların yastık akındaki altını satmaması nedeniyle beklenen hurda altın dönüşümünün de olmadığını ifade etti. Altının bu kadar yükselmesinin arkasındaki nedenleri; global ekonomik kriz, doların değer kaybetmesi, faizlerin düşmesi, tüketimin ve üretimin azalması, bu durumda yatırımcıların farklı alternatifler araması olarak sıralayan Halaç, altının kağıt para gibi değil de metal olmasından dolayı krizlerin, kaosların, savaşların ve enflasyonun, yatırım aracı olarak altına olan talebi artırdığım vurguladı.
ALTIN FİYATLARI DÜŞSÜN, İNSANLAR TAKI ALSIN
İstanbul Kuyumcular Odası Başkam Alaattin Kameroğlu da "Altın fiyatları bir adım ileri, iki adım geri misali artmaya devam ediyor. Bunun nereye varacağını kestirmek gerçekten güç. Bundan kuyumculuk sektörü olumsuz etkileniyor" dedi. Günümüzde en sağlam yatınm aracı olarak altının görüldüğünü ifade eden Kameroğlu, artışın kuyumculuk sektöründeki iyileşmeden dolayı gerçekleşmediğini, yatırımcıların altına yönelmeleri veya bazı devletlerin merkez bankalarının altın stoklanm artırma kararlarından dolayı yaşandığım söyledi. İnsanların altını takı olarak satın almasının önemini vurgulayan Kameroğlu, "Sektörün üretim yapabilmesi, istihdam yaratabilmesi için bu şart. Aksi takdirde kuyumculuk sektörünün yaşaması mümkün değil. Temennimiz odur ki altın fiyatları düşsün, insanlar takı alsın" diye konuştu. Kuyumculuk sektörünün şu anda yüzde 10-20 kapasiteyle çalıştığına dikkati çeken Kameroğlu, şu anda sektörde en zor durumdakilerin imalatçılar olduğunu, perakendecilerin ise daha az eleman çalışürdıklan için daha iyi durumda olduklarım vurguladı.
İstanbul Altın Borsası (İAB) Başkanı Osman Saraç, dolardaki zayıflama sürerken ve yatınmcılar finansal piyasalardaki belirsizlik or tamında altın gibi sağlam varlıklan tercih ederken, altının gelecek yıl da yeni rekor seviyelere yükselmesin beklendiğini bildirdi. Saraç, altın fiyatlarında gözlenen artışa ilişkin olarak soruları yanıtlarken, ayın başlarında birkaç merkez bankasının altın alımından olumlu etkilenen altının, art arda rekor seviyelere ulaştığım ve son olarak dün altının onsunun 1.170 dolara yükseldiğini hatırlattı.
ABD'nin ekonomik görünümüne dair artan temkinlilik üzerine ABD menkul kıymetlerinde kaydedilen düşüşün, altının güvenli liman olarak cazibesini ön plana çıkardığını vurgulayan Saraç, finansal krizin, yatırımcı davranışında yapısal bir değişikliğe yol açtığı piyasa katılımcılarının altın gibi sağlam varlıkları daha fazla tercih ettiği, bunun da altını desteklediğinin gözlendiğine işaret etti.
Saraç, diğer taraftan 15 ayın en düşük seviyelerinde seyreden doların da, altının yükselişinde rol oynayan başlıca etkenlerden olduğuna işaret ederek, "Dolarla ters bir korelasyona sahip olan altın, dolara karşı alternatif olarak görülmekte ve dolardaki zayıflamadan olumlu yönde etkilenmektedir.
Ayrıca, para politikalarındaki niceliksel genişlemenin sonucu olarak uzun vadede enflasyon korkusunun piyasaları saracağı öngörülmekte ve bu da enflasyona karşı bir korunma aracı (hedge) olarak görülen altına talep gelmesine yol açmaktadır" diye konuştu. Altın fiyatlan rekor düzeye ulaşırken, bu durumun mücevher talebinde zayıflamaya yol açtığım, tüketicilerin rekor düzeydeki fiyatlar dolayısıyla mücevher alımlannı erteledikleri, bunun yerine ellerindeki mücevherleri kuyumcularda bozdurmaya yöneldiklerinin görüldüğünü ifade eden Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hurda altın arzı olarak tabir edilen bu durum, 2008 yılında rekor seviyelere yükselmiş olup, 2009 yılında da hayli yüksek seyretmiştir. Buna karşın finansal kriz ve düşük faiz ortamında sağlam bir varlık olarak altına karşı artan yatırım amaçlı talep, mücevher talebindeki düşüşü fazlasıyla dengelemiş olup, son günlerde altın fiyatlarının ardı ardına rekor düzeye yükselmesi bunun bir işaretidir. Bu yılın başından beri değer artışı yüzde 30'u aşan altın, ABD'de faiz oranlarının uzunca bir süre daha düşük kalacağı beklentisinden destek almaktadır.
" EMTİA FİYATLARINDAKİ YÜKSELİŞ, ALTINI OLUMLU ETKİLİYOR Osman Saraç, dolardaki zayıflama sürerken ve yatırımcılar finansal piyasalardaki belirsizlik ortamında altın gibi sağlam varlıkları tercih ederken, altının gelecek yıl da yeni rekor seviyelere yükselmesinin beklendiğini belirterek, Londra Külçe Piyasası Birliği (LBMA) Piyasa Yapıcılarında, fiyatların kısa vadede 1.200 $/ons'a ulaşabileceği beklentisinin hakim olduğunu söyledi.
Saraç, altına dayalı finansal ürünlerin piyasalarda yaygınlaştığına işaret ederek, dünyanın en büyük altına dayalı borsa yatırım fonu olan SPDR Gold Trust'm alün varlıklarının, 19 Kasım itibariyle 1.117,50 tona ulaşüğını kaydetti. Emtia fiyatlarındaki yükselişin de altını olumlu etkilediğini anlatan Saraç, "ABD Dolarmdaki değer kaybı ve insanların, altın almak yerine nakit ihtiyaç karşılığı altın sattıkları görüldü" dedi.
Yatırım Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk,Yatırım fonlarının planının, küçük yatırımcıdan rağbet görmediğini belirterek, altının sürekli yukarı gideceğine dair yorumlar yapıldığım ancak yine alıcı gelmediğinin söyledi. Genelde eylül-ekim aylarının, yatırımcıların artık yaz mevsiminden çıkıp kışa doğru girerken,yatırımlarını yeniden gözden geçirdikleri aylar olduğunu dile getiren Yıldınmtürk, "Türkiye, Hindistan, Mısır gibi ülkelerde de düğün mevsimidir. Ramazan ayı nedeniyle bu düğün mevsimi ekime doğru kaydı. Oradan gelen küçük çaplı fiziki taleple altın biraz daha yükseldi" diye konuştu.
Yıldırımtürk, özellikle likidite bolluğundan dolayı, piyasalardaki iyileşmeyle beraber enflasyonist bir baskı oluşacağı ve altının rağbet göreceği, hatta merkez bankalarının da altın alacağı konuşulurken, Hindistan Merkez Bankasının, 200 ton altın aldığını, bunun da Uzak Doğu ve Asya borsalarında diğer merkez bankalarının da alün alacağı söylentilerini beraberinde getirdiğim kaydetti. Yorum ve hareketlerle altının onsunun dün 1.172 dolarlık tarihi zirvesine ulaştığını hatırlatan Yıldırımtürk, "Bizim inisiyatifimizde değil altının yükselişi, tamamen yatırım fonların elinde ve de fiziki de değil bu yükseliş. 1.200 dolara gider mi? Gidebilir. Daha yukarı gider mi? Gidebilir. Ama hızlı bir gerileme de söz konusu olabilir" dedi.
"YÜKSELİŞLER FİYAT OLARAK VAR, İŞLEM OLARAK YOK
Mehmet Ali Yıldırımtürk, şubat ayında altının onsu 1.006 dolar seviyesindeyken, içeri piyasada doların 1,75-1,80 lira arasında bulunduğunu, bu çerçevede altının 54 liraya kadar yükseldiğini ifade ederek, şu bilgileri verdi: "2008'in son çeyreği ile 2009'un ilk çeyreği arasında altın fiyatı yükselirken, sürekli bizim halkımızdan yastık altı altın satışları geldi. Öyle ki, ocak, şubat, mart aylarında, yaklaşık tüm Türkiye'deki kuyumculara günde 1,5 ton kadar altın geliyordu. Son dönemde altın rafinerisi firmalarında rafineri imkanları teknik olarak daha aktif hale gelince altının dolara alternatif olarak yeni rezerv çeşitlendiriri varlıklar arayışına gitmesi, altını günümüzde ön plana çıkarmakta, metalin cazibesini korumasına yol açmaktadır" dedi.
YUKARI GİDEBİLİR, HIZLI BİR GERİLEME DE OLABİLİR
TİCARET GAZETESİ |